17 Ekim 2021 Pazar

OLAYSIZ Bİ YAŞAM ÖYKÜSÜ




Sekoya ağacının kabugu ateş geçirmezmiş, sekoya ormanlarında yangınlar ağaçların içinde olup bitermiş.

      Benim sırlara vakıf Şeyhim,
      İnsan da böyle değil midir? Belki de herkesin bi yangını var kendisinden başkasının bilmediği. Vergi hüzün. Cılız sevinç ve lâl sır.. Gönlümüzün en mahrem yerine yuvalanmış, ağzımıza guguk kuşu gibi yuva yapmış, ne zaman ağzımızı açsak uçuverecek olan şey, içimizde giz.
    Çok şey istemedim yazgıdan, canımı fazla yakmayacak bi yaşama bilinci. İsteri-nevrasteni boyutunda değil, sadece hayatıma can verecek bi ironiydi istediğim. Fizikötesi bilgilere bu denli dokunmak istemedim örneğin. Bu arsız farkındalık, bu erken olgunlaşma vücuttan dışkılanamayan bi parazit. Ruhun su çiçeği çıkarması. Ve bunca zaman bu nevroza mahkum kalmak.. Şekillerin ve renklerin hükümsüz cinsiyeti üzerine sürdürmek hayatı. Hiçbir şey olmamanın profili olmak. Bu cinsiyetsizliğe benliğini sürüklemek ve dahi hayatını cinsiyetsizlik düzeni üzerine kurmak. Kişiliğini yitirerek bulmak. 
      Şimdi bir başkasına nasıl kızabilirim beni anlamadığı için? İnsani bedenlerden oluşan ülkeler keşfedilmeye açıkken ben rıhtımlarıma mayın döşersem nasıl suçlayabilirim yalnızlığı? Biliyorum, varsayımlarımdan oluşan bitkisel hayatım, gönlüme bakan pencereyi açıp oradaki bitip tükenmez kaynaşmayı seyredip kendimi unutarak tükenecek. Doğrusu bu bana zevk vermiyor da değil. Baştan beri duygulara sahip olma bilincimin duyguların kendisinden daha yoğun olması, sonunun böyle olacağını bile bile yaşamanın entellektüel utancını bastırdı hep. İrademin zayıflığının bi meyvesi olan her tecrübeyi böyle kabul ettim bünyeme. Çürüme bile aynı zamanda mayalanma demektir. 
      Şimdi dalgınca bir şey arayan ve ararken bunun ne olduğunu unutan dalgın bi adam gibi bıraktım geride. "Yarıya kadar okunmuş bir roman.. Bir vakit geri kalanın eksikliğini duymuşum fakat üzerinde durmamışım. Çünkü okuduğum kadarı, neredeyse baştan sona anlamsız olsa da kendi kendine yetiyormuş, eksik bölümde ne anlatırsa anlatsın daha fazla anlam katamazmış ona."

25 Nisan 2021 Pazar

tren yolculuğundan

      
   
         Bilirsiniz Şeyhim,
         İnsanın kendisiyle olan diyaloğu gibisi yoktur. Platon buna düşünmek diyor. Beni de size savuran, durduralamayan bir düşünce esintisi. Çok şükür son zamanlarda rabıtalarım canlılık ve tazelik buldu yeniden. Size yazdıkça sanki düşüncelerim daha feyizdar.
         Hissetmişsinizdir ki bundan birkaç ay öncesinde hayata tutunmak ve kafamı toparlamak için ihtiyaç duyduğum enerjiyle bir gökdelen inşa ederdim. Düşüncelerimin altından yüzümü buruşturup midemi bulandıran, lekelenmiş samimiyet kokulu görüntüler çıkardı. Her güzel şey, derinlerden gelen o görüntülerle, gülerken yediğim beklenmedik bir tokat gibi kesilirdi. Birşeylerden kopamadığım için kendimi azaltıyordum. "Dokunmayın yangınıma, ben yangınıma meftunum!" diyerek, kendimi kandırıp alıştırdım en derin acıların yüreğimde açtığı müstakbel yaralara. Ama pek sonra anladım ki, manevi boyutta vaat ettiği saraylar yerine köşedeki minderi "Geç otur" diyerek işaret eden insanlarla oyalanmanın ve onlardan ummanın bi mânâsı yoktur. En azından acı çekmeye değer birini bulabiliriz. Merak ediyorum Şeyhim, bir başkasının hayatını bu kadar net, bir sonraki yapması gereken hamleleri bu kadar ezbere bilirken neden kendimize gelince yolumuzu şaşırıyoruz?
         Bu şaşırmalar ve yanlış üzerine yanlışlardan sonra kalbimi dışarıya kapattım. Malumunuz, tehlikelerden korunmanın en güvenli yoludur bu. Ben böyle hayatıma halktan kopuk bir aydın tavrıyla devam ederken biri çıktı karşıma. Biliyorum, size söylemekte geciktim. Sütten ağzım yandı bir kere, onun hakkında yazmaya pek cesaret edemedim. Gerçi o yaramı saracak ama dokunmaya bile kıyamıyor. Öğrendim ki ondan, iki insanı asıl yakınlaştıran, ortak acı ve hüzünlermiş. Ve yaralanmaktan imtina eden, derin, anlamlı ve sahici ilişkileri feda edermiş. İste ben de, bu şahsın kalbini fevkalade bir biçimde kırdım şeyhim. Dağılmış pazar yeri gibi bıraktım. O yine de barıştı bütün dediklerimle ve yaptıklarımla. Öyledir ya, kırdığımız kalplerin hakimiyiz. Zalimdir aşk. Ve işte bu çeşit dogmaları vardır ilahiyatınkilerden daha sert. 
    
               
     Mektubun geri kalanının üzerine kahve döküldü ya da olmayan köpeğim yedi, yok
    

                           Cort Baba Hazretleri'ne
                                      Dualarımla

27 Mart 2021 Cumartesi

uzun zaman sonra'

      Sevgili Şeyh'im,
     Uzun zamandır size yazmayı diliyordum fakat ne yazacağımı bilemedim. Son mektubumun üzerinden epeyce vakit geçince de yazmaya utandım. Olan biteni, ruhaniyetimi, tuhaf fakat eli yüzü düzgün cümlelerle açıklamaya çalışacağım size, biliyorum size anlatmak elzem derde mülzem çözüm. 
     Affedin, uzun zamandır dünyevi işlere sardım, belki de ondan bu sıkılmam. Sizinle başbaşa olduğumuz zamanları özledim. Ne size ne kendime vakit ayırabiliyorum artık. Yanımda birilerinin olması bana ağırlık yapmaya başladı. Törelerim insanlığın töreleri değil, yalnızlığın töreleri. Yaşama becerisinden yoksunum. Aslında bilirsiniz ki, yazmak kendime yakıştıramadığım bir alışkanlık. Yazıyorsam da en azından şimdilik hissetmenin ateşini azaltmak için. Sadece yalnız başıma vakit geçirmek istiyorum ve hiçbir şey yapmak. Ve siz hatırlarsınız ki ben daha önce böyle bir evreden geçtim. Yine o raddeye gelmeye ve öyle devam ederse berduşların kapatıldığı bir yerde dibe vurmaktan korkuyorum. Gerçi biliyorum bu dünya aptalların kovulduğu, akıllıların ise istifa ettiği bir iş ama bu benim eserimdi: Bir geleceğe sahip olmadığım zaman devletin ya da toplumun dayattığı zorunluluklarla uğraşmak zorunda kalmayacağımı düşünerek kendimi kandırdım. Kral çıplak şeyhim! ( Bunu gülerek söyledim ) bunu bağırarak söylemem birşeyi değiştirmiyor çünkü o çıplaklar kampının kralı zaten. Herkes potansiyel zalim. Semavi zehirlenme bu ülkede ömrümüze tecavüz eden bir hastalık. Bekliyorum sabırla fakat bilirsiniz uzun bekleyişlerin kalbe yansıyan ihtilalleri olur. Bakarsınız zalim olur çıkarım?! Bi inanç için acı çekmiş olandan daha tehlikeli bir varlık var mıdır? En büyük zalimler, kafası kesilmemiş mazlumlar arasından çıkmaz mı? Siz beni sindirmek için gözlerin ağlamasının ruhun gülmesi olduğunu söyleyeceksiniz fakat şeyhim ruhum su çiçeği çıkarıyor. Varlığım savaş alanım oldu. Dua ediyorum: "Allah'ım, elimden geldiğince seni algılamaya çalıştığımı biliyorsun. Sana doğru izlediğim tek yol senin hakkındaki bilgim oldu. Bu yüzden bağışla beni!" 
       Bu size yazdığım en kısa mektup; bu sözlerimin sizi haklı olarak boş bir kitabın gereksiz uzatılmış yorumu gibi bunaltabileceğini düşünerek çekiniyorum. Yine de dilsiz dudaksız sözler söylüyorum, bütün kulaklardan gizli birşeyler anlatıyorum, herkesin içinde söylüyorum ama birtek siz duyuyorsunuz. Sırat köprüsünde iki baletiz şeyhim.

                                                                                       Cort Baba Hazretleri'ne
                                                                                                    Selametle

20 Aralık 2020 Pazar

kafir lûgat

Tekrar hissedemeyeceğim şeylerin verdiği ürperti içimi yiyip bitiriyor. Ne çok coşkuluydu birçok şey halbuki. Bir anlam sürekli anlamlı olmalı. Bu anlamların elimden kayıp gittiğiğini anladığımda başım döndü. Z̶i̶h̶n̶i̶m̶d̶e̶ ̶a̶ç̶ı̶l̶a̶n̶ ̶b̶o̶ş̶l̶u̶ğ̶u̶n̶ ̶f̶a̶r̶k̶ı̶n̶a̶ ̶v̶a̶r̶ı̶ş. Tarihin en büyük kuraklığı. Bütün planlarımın boşunalığının farkına varışımın verdiği kuraklık. Kalbimde huzurlu bir ıstırap var. Biz hiçkimseyi sevmeyiz aslına. Bizim sevdiğimiz şey, karşımızdaki kişi hakkındaki fikirlerimizdir.
- 20.12.2020
Geri dönemeyecek kadar uzaklaşmışım, o şiir bitmiş.
Hoşçakal Lavinia! Bana kalan masumane hayâlin bir tablodaki renklerin arasında belirsizleşti. Kayboldu gitti. Gayrı 40 yıl geçse de anmam adını, sadece hoşçakal!
- zamanın mânâsı bu söylediklerimden ibaret
Aşk her ne kadar hissedilirse hissedilsin kelimelerle anlatılamasa da bu duygunun sönüşü hissedilirse anlatılabilir. Dünyadaki en değerli inciymiş ya da yer yüzündeki en ilgi çekici şeymiş gibi gözükene merakınızı yitirirsiniz.
Aşka en uzak cümle, senden nefret ediyorum değil, bilmek istemiyorumdur.*

OLAYSIZ Bİ YAŞAM ÖYKÜSÜ

Sekoya ağacının kabugu ateş geçirmezmiş, sekoya ormanlarında yangınlar ağaçların içinde olup bitermiş.       Benim sırlara vakıf Şey...